Kayıt: Mar 03, 2008
Mesajlar: 18
Konum: eskişehir,istanbul
Tarih:
04.03.2008 1:45
Eski Türklerde resim sanatının doğuşu, bozkır kültürünün başlangıcına kadar geri gider. Proto-Türk devri ve Hun devrinde, Türkler için kendine özgülük yanı da olan resimden, daha doğrusu tasvir sanatından söz edebiliriz. En erken devirlerden itibaren görülen kaya resimleri (petroglif), kaya ve mağara yüzeyleri üzerine yapılmışlardır. Bunlardan bazıları boya ile yapılmış, bazıları da kazıma ve çizme yoluyla gerçekleştirilmiştir. Kaya resimleri, Orta ve İç Asyada miladdan önceki bin yıllardan, M.S.14. ve15.yüz- yıllara kadar çok çeşitli konuları kapsar. Özellikle, erken tarihli örneklerde, av kültürü ve sembolizmini yansıtan resimler egemendir. Bu resimlerin bazılarında sembolik anlamları ihtiva eden "hayvan mücadele sahneleri"nin proto-tiplerini ve sonraki bazı örneklerini meydana getiren birbirleriyle mücadele eden hayvan figürlerine rastlıyoruz. Zıt kavramların mücadelesini (iyi, kötü, aydınlık, karanlık vb.) sembolize eden bu mücadele sahneleri, insan-hayvan mücadele sahneleriyle beraber, tarih öncesi devirlerdeki "hayvan-ata" inancı ve "hayvan biçimine girme" teması ile ilgilidir. Kaya resimlerinde ayrıca, süvari tasvirleri, savaşan insan figürleri, arabalı çadır tasvirleri, bazen kuyruğu düğümlü, "moncuk" denilen püskül süslemeli at tasvirleri, kurt, dağ keçisi, geyik vb. çeşitli sembolik ve mitolojik anlamlara sahip hayvanlarla ilgili kompozisyonlar, dinî inançlar ve günlük hayata ait sahneler vb. çeşitli unsurlar yer almaktadır. Kaya resimlerinin en erken örnekleri, Orta Asyada Mezolitik veya erken Neolitik devirlere ait olarak bulunmuştur. Bu kaya resimleri arasında, özellikle Güney Özbekisandaki, Za- raut Kamar mağarasında ve Doğu Pamirlerdeki Sakta (Shakhta) mağarasında yer alan resimler önemlidir. Göktürk kaya resimleri ise, pek fazla bir değişikliğe uğramaksızın sürmekteydi. Orhon ve Tula bölgesindeki pek çok örnek bunu doğrular. Ancak, Göktürk devri kaya resimleri Trans-Baykal, Güney Sibirya ve Yakutistana kadar olan çok çeşitli bölgelere yayılmıştır. Bu re- simlerde daha çok, av ve süvari resimleri mevcuttur. Eski Türk resminin asıl temsilcileri, sanata çok ilgili olan, Uygur Türkleridir. Klasik Uygur resim üslûbu IX. yy.da başlar ve XIII. yy.a kadar varlığını devam ettirir. Daha sonra gelen ve XV. yy.a kadar devam eden dönemde, yabancı tesirler artar ve klasik üslûp kaybolur. Uygur resim sanatının genel ifadesi, İç Asya Türk sanatının etkisiyle ortaya çıkmıştır. Her ne kadar Büyük İskender ile birlikte gelen Helenistik üslûbun, ışık-gölge ile hacimleri meydana çıkarma tekniği bir müddet söz konusu olmuşsa da, bu kesinti devresinden sonra yine Orta Asya'nın İç Asya'dan devraldığı üslûp devam etmiştir. Bu üslûp, özellikle kaya resimlerine dayanan çizgi tarzının hakim olduğu ifadeyi tercih ediyordu. Bazen yaldızın da kullanıldığı resimlerde, klasik Uygur devrinde kırmızı renk, gök rengi ve yeşil kullanılıyordu.
İslamiyet'ten önce resim ve heykel Türklerce biliniyordu. Yapılıyordu. Fakat Türk toplumlarının çadır medeniyetine mensup, daha doğrusu bu medeniyetin yaratıcısı olmaları yüzünden, günümüze, o devirlerden fazla sayıda eser kalmamıştır. Yalnız, meselâ ölen kağanların gömüldükleri yerlere çepeçevre sağlığında öldürdüğü düşmanların balbal adiyle büstlerinin dikildiği biliniyor. Bu heykellerin en büyüğü, bizzat kağanın heykeli oluyordu. Ancak yontulan taşların asıllarına ne derece benzediği yahut birer sembol mahiyetinde kalıp kalmadığı bugün kestirilemiyor. Bilhassa Uygur Türkleri zamanında (9. yüzyıl ve sonrası) yazılan eserler, meydana getirilen tomarlar ve kitaplarda minyatür tekniğine uygun resimler bulunmaktadır. Uygur Türkleri, öteki soydaşlarına göre şehir medeniyetine bağlı kaldıklarından Turfan, Karahoçu, Bişbarlığ gibi şehirlerde yapılan kazılar, bazı duvar resimlerini, bulunan din ve ticaretle ilgili kitaplarsa kitap resimlerini meydana çıkarmıştır. Türklerin Çin'de bütün o ülkeyi idare eden sülâleler kurdukları devirlerde ise Çin sanatı üzerinde geliştirici tesirler yaptığı öteden beri bilinen bir gerçektir. Türk boyları arasında kumaş dokuması, halı, kilim, maden kakmaları, deri işleri, ok ve kılıç üzerine ağaç ve demir süslemeleri şeklinde gelişen resim sanatı, İslâmlığın kabulünden sonra yine süsleme alanında, bir de minyatür alanında yeni bir hamle kazandı. Türkler, istilâ yoluyla olsun, hizmet etmek ve ordu kurmak yoluyla olsun, Müslüman memleketlerine yayıldıktan sonra meydana getirdikleri sanat eserleri çok fazlalaştı. Bir yandan, aralarına karıştıkları cemiyetlerden tesir alırken bir yandan o cemiyetlerin sanatlarını değiştirip geliştirdiler. Şüphesiz bu tesir alış verişi en çok mimarlık ve resim sanatlarında kendini gösterdi. Esasen son zamanlarda yapılan mukayeseli araştırmalar, tâ İrlanda'ya kadar giden Türk motiflerini ortaya çıkarmıştır. Ortaçağdan önce, Attilâ ordularıyla Avrupa'ya yayılan eşya ile birlikte çeşitli sanat dallarında işe yarayan motifler ve figürler, tekrarlana tekrarlana nihayet o ülkelerin kendi malı sanılacak hale gelmiş olsa gerektir. Nitekim Batılı sanat tarihçileri öteden beri Batı Sanatının Doğuya tesiriyle ilgilenmişler, ama Doğudan neler aldığını hesaba katmamışlar...
_________________ yalandan yaşamaktansa aydınlıkta...
yeniden varoluyorum karanlıkta...
uçurumun sonunda..
yukarıda...
Sonraki başlık Önceki başlık
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız