İnsan çelişkilerle dolu derim ya hep. Bir kez daha kanıtladım bunu kendime. Kendimle çeliştim yine ve yine karıştım bir anda. Bu ben miyim, böyle mi düşünüyorum gerçekten?Komik gibi ya, aslında hiç de öyle değil. Hep başkaları mı olacak çelişik. Ben de bir insanım ve ben de karmaşığım diğerleri gibi. Olan biteni anlayamıyorum, insanları anlayamıyorum derken; ben de o anlayamadıklarımdan biriyim. İnsanı en iyi tanıyan kendisidir derler. Ama yalan galiba. Çünkü kendini tanımaya çalışırken o tanıdığın kişi sen değilsin gerçekte, karşında başka biri varmışçasına çaba sarf ediyorsun. Çözmeye çalıştığını başka biri gibi görüyor insan, istemsiz. Bu yüzden değil mi ki en çok kendi yaptıklarına şaşıyor insan içten içe? Aslında en büyük karmaşanın orada olduğunu anlayınca bir de; yani insanın kendi benliğinde. Bir duygunun doruğuna çıkmışken, bir cevap alıyorsun ve bir anda eskiye dönüp yakın bir dost oluveriyorsun yeniden. Mecburiyetten değil, öyle hissediyorsun gerçekten. Uzunca bir süre tek bir soruya takılıp kalıyorsun ve cevap arıyorsun sürekli üstüne yeni duygular katarak. Başta eğleniyorsun sonra sonra meraklanıyorsun; zaman geçiyor seviyorsun, âşık oluyorsun belki de; ama sonra sıkılıyorsun, yeter diyorsun. Daha bir şiddetle ve istekle cevap arıyorsun. Bazen umutlanıyorsun ama bir yandan ne olursa olsun diyorsun. En sonunda dayanamayıp sorguya geçiyorsun; kişi umrumda değil ben yalnızca yanıt istiyorum diyorsun. Ve bitiyor... İçinde var olan ve var olmuş olan tüm duygular bir anda yok oluyor. Bir cevap ve her şey yerine oturuyor. Konuşulanlar, söylenenler, yapılanlar... Hepsi asıl yerini buluyor. Kafanda artık o yok. Geçmiş ya da gelecekte onunla ilgili düşler yok artık. Sevgili yavaşça uzaklaşıyor, eski dost geri dönüyor. Bu kez başka bir soru daha çıkıyor ortaya. Öyleyse hissettiğim neydi? Sevmemiş miydim ya da bir cevapla her şey son mu buluyor? O zaman aşk ya da sevgi dediğimiz şey basit bir saplantı ya da bir soru mu yalnızca? Soru akıldan çıkınca püf diye yok oluveren bir şey mi? Ya da acaba cevap hoşumuza gitmedi diye, ama bir yandan da gurur var belli etmemek lazım deyip, içine mi atıyorsun gerçek duygularını? Yenilgiyi kabullenemesen de güçlü gözükmek telaşında olduğundan mı böyle davranıyorsun aslında? Veya sessizce bir kabulleniş mi bu? Dost için vazgeçip, uzaklaşmak mı sevgiliden yavaşça? Karşındakini kendi istediğin gibi değil, onun istediği gibi kabullenme mecburiyeti mi ya da? Sorular başlıyor yine. Bu kez bu kafanı yoruyor; kendindeki çelişki ya da anlaşılmazlık yani.
Sonraki başlık Önceki başlık
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız